FATMA’DAN SONRA 40 YIL

Yapımcı / Producer: Turan Kubulay
Yönetmen / Director: Sezer Ağgez
Senaryo / Script: Sezer Ağgez, Selinay Güneş, Selin Su Kılınçarslan
Görüntü Yönetmeni / Cinematography: M. Sercan Karataş
Sanat Yönetmeni / Art Director: Özlem Kara
Kurgu / Editing: Turan Kubulay
Müzik / Music: Erhan Özdemir
Yapım yılı :2022
Süre:84 dk
21. yüzyılda dünyanın ve irili ufaklı tüm toplumların köklü değişimler gösterdiği yadsınamaz bir gerçektir. Ancak her şeye rağmen Anadolu, sürdürülebilme mücadelesi veren pek çok kültüre, topluluğa ve geleneğe halen ev sahipliği yapmaktadır. Anadolu’da yüzyıllardır süregelen yaşamın içinde söz konusu mücadeleyi veren topluluklardan biri de Tahtacılardır. Bu sebeple Tahtacılar antropoloji, sosyoloji ve müzikoloji gibi sosyal bilimlerin çeşitli alanlarına konu olmuşlardır. Ancak Tahtacılar ile ilgili bilinen en önemli çalışmaların başında Suha Arın’ın 1979 yılında çektiği Tahtacı Fatma belgeseli gelmektedir. Türk belgesel tarihinin antropolojik sorunları ele alan ilk filmlerden biri olan Tahtacı Fatma, 12 yaşında bir kız çocuğu olan Fatma Şimşek’in perspektifinden Tahtacıları, yaşam tarzlarını ve mesleki mücadelelerini konu alan önemli bir yapımdır.
Söz konusu filme istinaden 1999 yılında gerçekleştirdiği bir söyleşide Suha Arın, Tahtacılar ile iletişimlerinin uzun süre önce kopması sebebiyle onları merak ettiğini ve ilk fırsatta gidip günümüzdeki yaşam tarzlarını inceleyen yeni bir belgesel yapmak istediğini dile getirmiştir. Suha Arın, bu hayalini gerçekleştiremeden 1 Şubat 2004’te hayatını kaybetti. Peki ömrünü Türkiye’nin sahip olduğu kültür mirasını belgeleyerek geçiren Arın’a 20 yıl önce tanıştığı bir toplumu merak ettiren his nasıl ortaya çıkmıştı?
Fatma’dan Sonra 40 Yıl, Tahtacı Fatma filminde görev almış görüntü yönetmeni Hasan Özgen ve kameraman Savaş Güvezne ile aradan geçen 40 yılın ardından Suha Arın’ın niyetini vasiyet kabul ederek, Antalya’nın Elmalı ilçesi Akçaeniş köyünde yaşamlarını sürdüren Tahtacıların ve Tahtacı Fatma’nın peşine düşecektir. Tahtacıların günümüzde yitirmek üzere oldukları öz benlikleri, mücadeleleri, gelenekleri ve yaşam standartları incelenirken arşiv belgeleri, mülakatlar ve gün yüzüne çıkmamış çalışma dosyaları aracılığıyla da Suha Arın’ın 1979’da onlara duyduğu ilginin sebepleri ortaya çıkarılacaktır.
(EN)
It is an undeniable fact that the world and all societies have undergone radical changes in the 21st century. However, despite everything, Anatolia still hosts many cultures, communities, traditions, struggling for sustainability. Tahtacıs is one of the communities that struggled in Anatolia’s lifestyle that has been going on for centuries. For this reason, Tahtacıs have been the subject of various fields of social sciences such as anthropology, sociology, and musicology. However, one of the most important works on Tahtacıs is Suha Arın’s documentary Fatma of the Forest in 1979. Fatma of the Forest, one of the first films in Turkish documentary history to deal with anthropological problems, is an influential production about the Tahtacıs, their lifestyle, and professional struggles from the perspective of a 12-year-old girl, Fatma Şimşek.
In an interview with the said film in 1999, Suha Arın expressed that he was curious about Tahtacıs because his communication with them was lost a long time ago and his will to go and make a new documentary examining today’s lifestyles at the first opportunity. Suha Arın died on February 1, 2004, before he could realize this dream. So, how did Arın, who spent his life documenting the cultural heritage of Turkey, get the feeling that made him wonder about a society he met 20 years ago?
The director of photography Hasan Özgen and cameraman Savaş Güvezne, who took part in the movie 40 Years After Fatma, accepted Suha Arın’s intention as a testament. After 40 years, they will search the Tahtacıs and ‘Fatma’ of the Forest, who continue their lives in the Akçaeniş village of Antalya’s Elmalı district. While examining the self-identities, struggles, traditions, and living standards of Tahtacıs that they are about to lose today, the reasons for Suha Arın’s interest in them in 1979 will be revealed through archival documents, interviews, and undiscovered work files.




